İçeriğe atla
Çocuk ve Ergen

Çocuklukta yaş dönemleri ve gelişimin genel seyri

Gelişim düz bir çizgi izlemez. Çocuklar aynı basamakları farklı hızlarda çıkar, bir alanda hızla ilerlerken başka bir alanda bir süre bekler. Bu sayfa okul öncesi, ilkokul ve ergenlik dönemlerinde genel olarak neyin öne çıktığını anlatır. Amaç çocuğunuzu bir takvime göre ölçmek değil, gördüğünüz şeyi bir bağlama oturtmanızı kolaylaştırmaktır.

Yaş şeridi

Okul öncesinden ergenliğe, her dönemde neyin öne çıktığı.

Okul öncesi dönemde ne öne çıkar

Okul öncesi dönemin en görünür başlığı, çocuğun kendini ayrı bir kişi olarak deneyimlemesi ve yaşadığı duyguyu henüz sözle taşıyamamasıdır. Bu iki şey aynı anda olduğu için dönem ebeveyne çelişkili görünür: çocuk bir yandan her şeyi kendisi yapmak ister, bir yandan kucağa döner. Öfke, ağlama, direnme ve ani ruh hali değişimleri bu dönemde davranışın kendisi değil, henüz kelimesi olmayan bir duygunun dışa vurma biçimidir. Oyun bu yaşlarda çocuğun ana anlatım aracıdır; yaşadığını anlatmak yerine oynar, kurduğu sahnede gösterir. Ebeveyn için işe yarayan yaklaşım, davranışı bastırmaya çalışmadan önce duyguya isim vermek ve sınırı sakin bir tonla korumaktır. Uyku, yeme ve tuvalet gibi başlıklar da bu dönemde sık gündeme gelir; çoğu zaman gelişimin olağan dalgalanmasıyla ilgilidir ve bir süre sonra kendiliğinden yatışır. Yine de bir konu haftalarca sürüyor, çocuğun günlük hayatını daraltıyor veya evdeki herkesi yoruyorsa gözlemi tek başınıza taşımayın, bir uzmanla konuşmak yerinde olur.

İlkokul döneminde ne değişir

İlkokul dönemine geçişte belirleyici değişim, çocuğun kurallı ve karşılaştırmalı bir dünyaya girmesidir. Artık bir gruba dahil olur, sırayla konuşur, beklemeyi öğrenir ve ilk kez kendini başkalarıyla ölçer. Özgüven bu dönemde büyük ölçüde beceri üzerinden kurulur: bir şeyi yapabildiğini görmek çocuğu taşır, sürekli yetişememe hissi ise sessizce aşındırır ve zamanla denemekten vazgeçirir. Akran ilişkisi ağırlık kazanır; dışlanma, arkadaş değiştirme ve gruba girme çabası bu yaşlarda güçlü duygular üretir, çoğu zaman evde başka bir konu üzerinden dışa vurur. Ebeveynler bu dönemde çoğunlukla ders, ödev ve dikkat başlıklarıyla gelir. Burada faydalı olan, performansı konuşmadan önce çocuğun okulda kendini nasıl hissettiğini anlamaktır; çünkü aynı görünen bir ödev direnci sıkılmaktan da zorlanmaktan da kaygıdan da doğabilir. Okulla ilgili başlıkların ayrıntısı ayrı bir alandır ve rehberlik tarafına aittir; bu sitenin konusu çocuğun gelişimi ve ruh sağlığıdır.

Ergenlikte neyin öne çıktığı

Ergenliğin ana başlığı kimlik arayışıdır ve bu arayış çoğu zaman ebeveynden ayrışarak yürür. Genç kendi görüşünü, kendi zevkini ve kendi sınırını denemek zorundadır; bu deneme sırasında evdeki en yakın kişiye itiraz etmek en güvenli yoldur. Bu yüzden çatışma çoğu ailede ilişkinin bozulduğu anlamına gelmez, ayrışmanın olağan sesidir. Mahremiyet talebi belirginleşir: kapalı kapı, kendine ait bir alan ve paylaşmama hakkı bu dönemde bir kapris değil ihtiyaçtır. Akranın sesi ağırlaşır, ebeveynin sesi bir süre için geri plana düşer ve bu geri çekilme ebeveyne çoğu zaman kayıp gibi gelir. Duygusal iniş çıkışlar hızlanabilir, genç bunları anlatmayı seçmeyebilir. Burada işe yarayan, kapıyı zorlamak yerine açık tutmak ve gerektiğinde geri dönebileceğini hissettirmektir. Ancak gencin geri çekilmesi süreklileşiyor, uyku ve iştah düzeni belirgin biçimde değişiyor veya kendine zarar verme ihtimali aklınıza geliyorsa beklemeden bir uzmana başvurun.

Gelişim neden düz bir çizgi değildir

Gelişim ileri geri gider, çünkü çocuk yeni bir beceriyi kazanırken enerjisini oraya yoğunlaştırır ve başka bir alanda geçici olarak geriler. Konuşması hızlanan bir çocuğun uykusu bir süre bozulabilir, okula yeni başlayan bir çocuk evde daha bebeksi davranabilir, tuvalet alışkanlığı oturmuş bir çocuk kısa bir dönem geri adım atabilir. Bu tür geri adımlar çoğu zaman kaybedilmiş bir beceri değil, yeniden düzenlenen bir dengedir ve tablo birkaç hafta içinde yerine oturur. Aynı şekilde hastalık, taşınma, kardeş doğumu, ayrılık veya evdeki bir gerilim de geçici gerilemeler üretir; çocuk değişimi yetişkinden farklı bir dille yaşar. Ebeveyn için işe yarayan ölçü, tek bir ana bakmak yerine yöne bakmaktır: tablo toparlanıyor mu, yoksa yerleşiyor mu. Bir durum kalıcı hale geliyor, çocuğun okul, arkadaş ve ev hayatının birden fazlasını aynı anda daraltıyorsa gözlemi bir uzmanla paylaşmak doğru adımdır.

Kardeş ve akran karşılaştırması neden yanıltır

Karşılaştırma yanıltır, çünkü iki çocuğun aynı yaşta olması aynı koşullarda olduğu anlamına gelmez. Mizaç, doğum sırası, evdeki dönem, sağlık geçmişi ve çocuğun o yıl karşılaştığı değişimler tabloyu birbirinden çok farklı kılar. Bir çocuğun erken konuşması, diğerinin geç konuşmasının sorun olduğunu göstermez; bir çocuğun kalabalıkta rahat olması, çekingen kardeşinin bir eksiği olduğu anlamına gelmez. Karşılaştırma ayrıca çocuğun kendisine de ulaşır ve çoğu zaman ebeveynin niyet etmediği bir mesaj bırakır: kendisinin olduğu gibi yeterli olmadığı mesajı. Aynı şey akran grubu için de geçerlidir, üstelik orada yalnızca en görünür kısmı görürsünüz. Daha kullanışlı olan soru şudur: çocuk kendi geçmişine göre nerede duruyor, birkaç ay öncesine göre ne değişti, hangi alanda ilerledi. Yine de içinizde süren bir tedirginlik varsa onu bastırmayın; ebeveynin sezgisi tanı koymaz ama bir değerlendirme için yeterince iyi bir gerekçedir. Uzmana giderken karşılaştırmayı değil, kendi çocuğunuzla ilgili gözleminizi anlatmanız daha çok işe yarar.